ÇOCUKLARIMIZ HAKLARIYLA TOPLUMUN BİREYİDİR

0
31 views

Adana Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Koordinatörü Av. Miyesser Erselan Önenli “Dünya Çocuk Hakları Günü” dolayısıyla yazılı açıklamada bulundu.

Birleşmiş Milletler tarafından ortaya konulan ve çocuk haklarını güvence altına alan Çocuk Hakları Deklarasyonu ve Çocuk Hakları Sözleşmesinin, uluslararası dayanışmayı ve işbirliğini gerektirdiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde Çocuk Hakları Sözleşmesinin kabul edilmesinden bu yana her 20 Kasım’da bütün dünyada kutlanan “Dünya Çocuk Hakları Günü”nün bütün çocuklar için ülkemizde ve dünyada, özgürce yaşama ve sağlıklı gelişim olanaklarının hukuksal güvencelerinin arttığı günler getirmesini diledi.

Açıklamada şu görüş ve ifadelere yer verilmiştir;

“BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, bugün, ülkemizin de yer aldığı 191 ülke tarafından kabul edilmiş olmasına rağmen, dünyada birçok çocuk, ya savaş ortasında ya da açlık sınırında, ekonomik yönden sömürülerek, değişik şekillerde istismar edilerek hayatını sürdürmektedir. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için, mutluluk, sevgi ve anlayış içindeki bir aile ortamında yetişmesinin gerekliliği kabul edilmiştir. Ayrıca çocuğun toplumda bireysel gelişimini sürdürebilmesi için, her yönüyle hazırlanmasının ve özellikle barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla yetiştirilmesinin gerekliliği savunulmuştur.

Ancak, sözleşmede yer alan bu ilkelere rağmen, dünyanın değişik yerlerinde süren savaşlarda, çocuklar, hayatlarını kaybetmekte, sakat kalmakta, ailelerini ve evlerini kaybetmekte, mülteci olarak farklı ülkelere yerleşmek zorunda bırakılmakta, böylece zorunlu olarak savaşın süjesi olmaktadırlar. Savaş koşullarında sağlık ve güvenlik sorunu yaşayan çocukların sorunları çoğalarak büyümektedir.

UNICEF’in raporuna göre; bugün dünyada yaklaşık 50 milyon çocuk köklerinden koparılmış durumdadır. Mülteci bir çocuğun okul dışı kalma olasılığı, mülteci olmayan bir çocuğa göre beş kat daha fazladır. Yanlarında kimsesi bulunmayan 100 binden fazla çocuk 78 ülkeye sığınma başvurusunda bulunmuş, bu sayı her geçen gün katlanarak artmaktadır. Yalnızca Suriye savaşında; hayatını kaybeden çocuk sayısı 15.000’in üstündedir.

Ailelerinden kötü emellerle, değişik şekillerde koparılan ve sokağa terk edilen çocuklar, her türlü istismara uğrayarak, suç çetelerinin elinde çirkin emellere alet edilmekte, kötü alışkanlıklar edinmektedirler.

Yine milyonlarca çocuk “çıraklık” adı altında ucuz işgücü olarak kullanılmakta ve çocuk işçilerin her 10’nundan 8’i güvencesiz olarak çalıştırılmaya devam edilmektedir.  Özellikle mesleki eğitimi adı altında çocuk işçiliğinin yasal hale getirilmesiyle mücadelenin zorunlu olduğu ortadadır.

Ayrıca ülkemizde çocuk yaşta evlilik büyük bir yaradır. Adalet Bakanlığı yetkililerince yapılan açıklamalar doğrultusunda, ülkemizde 16 yaşını doldurmadan aile kararı ile yasal olmayan yoldan evlenmiş 3000 aile bulunmaktadır. Küçük çocukların cebir, tehdit, hile dışında herhangi bir saikle “rızaen” cinsel ilişkiye girebileceğini varsaymak vahim bir yanılgıdır. Küçük çocukların böyle bir duruma ve ilişkiye rıza göstermeyeceği bilinen bir gerçektir. En hafif haliyle bir çocuk ancak hile ile bu eyleme sürüklenebilir. Çocuğun cebir, tehdit, hile dışında bir şekilde ilişkiye girdiğini varsaymak büyük bir hatadır.

Mağdur çocuğun varlığında, özellikle cinsel istismar suçunda, rızasının hiçbir şekilde var kabul edilemeyeceği inancımızla, verilecek cezalarda (rızasının) bir takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilmesi, karar verici mekanizmaların konuyla ilgili zihinsel yaklaşımlarının da sorunu olduğu görüntüsünü ortaya çıkarmaktadır.

Bununla beraber, geçmişte Çocuk Cezaevi’nde tutuklu olarak bulunan çocukların cinsel taciz, tecavüz ve işkence yoluyla haksız fiillere maruz kaldıkları kamuoyuna yansıyan bir gerçektir. Cezaevlerinde münferit de olsa bu tür fiillerin gerçekleşmemesi için bütün önlemler alınmalı, Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Kuralları (Havana Kuralları) olarak benimsenen kurallar başta olmak üzere iç hukuk kurallarımızın uygulanmasında işlerliğin sağlanması gerekmektedir.

Değinilen tüm bu sorunların etkisiyle, her geçen gün, daha fazla çocuğumuzun suça sürüklenmekte olduğunu, ülkemizde Çocuk Koruma Kanunu kapsamında çocuk yargılamasının yapıldığı Çocuk Mahkemelerinin ihtiyaç sayısının artışında ve Adana genelinde mahkemelerin dosya sayısının artışında da gözlemlemek mümkündür.

Bütün bu gelişmeler doğrultusunda yargı ağının bir parçası olan bizler, çocuk haklarının gelişim sürecinde ilgili her konuda ve içinde bulunduğumuz yargılama sürecinde özellikle aksayan ve toplumsal, zihinsel dönüşümü gerektiren noktalarda çalışmalarımızı sürdürerek katkıda bulunmaya devam edeceğiz.

Bu vesileyle, çocuğun üstün yararı ilkesinden hareketle, çocuklarımızın her türlü kötülük ve sömürüden, baskı ve istismardan, ayrımcılıktan uzak, uygun sağlık ve eğitim koşullarında  gelişimlerini sürdürebilmeleri için Adana Barosu olarak her tür çabayı göstereceğimizi beyan eder, kamuoyuna, (k)aygılarımızla sunarım.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here