Enerji Teknikleri Uzmanı Fatma Can, ELEŞTİRİ VE ELEŞTİRİLMEK!

0
218 views

ELEŞTRİ VE ELEŞTRİLMEK

Hayatımız her şeyi eleştirerek şekil alır hale geldi. Eleştirinin yapıcı olması zaman zaman insanlığı ileri götürecek hamlelere sebebiyet verebilir, ancak her eleştiri yapıcı olmaktan maalesef uzak oluyor, biraz eleştirin mahiyetini de kaçırıyoruz özetle… Hemen sobeleme, incitme ve bundan keyif alma haline giriyor; bak gördün mü, nasıl da soktum lafı diye acayip bir zevke dalıyoruz. Esasında kimse kimsenin öz güven ya da öz saygısını kıramaz. Kırdığını zannedebilir. Ancak her yapılanın şu kainat sisteminde, Rabbimizin yarattığı bu muazzam işleyişte bir karşılığı var. Allah sürekli eleştiri halinde olanlara zaman zaman sınavlar veriyor, bunlar uyarı mahiyetinde aslında, fakat bunu anlamadan yola devam ettikçe, hayata at gözlükleriyle baktıkça bunu fark edemiyor; sonra bu niye beni buluyor diye ağlayıp debelenip duruyoruz. Halbuki gözlerimizi açsak, baksak görsek, elimize dilimize yüreğimize sahip çıksak iyi niyetli olsak ne kaybederiz ki?

Haksız yere eleştiri alıyorum, ne yapabilirim diyor danışanlarım. Yutayım mı? Ama bunu başarmak çok güç diyorlar. Elbete kolay bir şey değil haksızlığa uğramak, başta nefse ağır gelen bir durum. Yine de önce sakin olmak da ani fevri konuşmalara girmemekte fayda var; hatta bu hususta pirimiz Mevlana Hazretlerinin çok güzel bir sözü var: ‘’Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye?‘’ Tam olarak en başından buraya alıntılamak gerekirse sözün tamamı şöyledir:

‘’Suskunluğum asaletimdendir.
Her lafa verilecek bir cevabım var.
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye.
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye?”

Patronumuz, babamız, arkadaşımız ya da hayat tecrübesi olan her kimse, onlara zaman zaman kulak vermeliyiz; deneyimlerinden faydalanabiliriz…Eleştiri yapıcı olduğu zaman, son derece faydalıdır; zaten yıkıcı eleştiriden uzak kalmak her anlamda, mesela sağlık açısından da mühimdir. Mesafeyi iyi ayarlayabilmektir burada işin özü. Değer verdiğimiz ve fikrine saygı duyduğumuz insanların eleştirilerine kulak vermek, bizi her zaman ileri bir noktaya taşıyabilir. Evet bazen dost acı söyler, hakikat bazen can acıtabilir amma velakin doğruyu bulmak için gereklidir. Zaman zaman da yersiz eleştirilere maruz kalabiliriz. Herşey mümkün şu yeryüzünde. Söz gelimi bazen patronumuzun eleştirisine maruz kalabiliriz; böyle bir durumda şu şu durumdan dolayı böyle yaptım, yazdım vs diyerek kendimizi ifade etmekten de çekinmemek gerekir diye düşünüyorum.

Bir yandan da kişi kendinden eminse ve o konuda çokça varılmış bir görüş birliği ile haklı olduğu netse, elalemin ne dediği ile kendini demoralize etmesi de çok yerinde olmayacaktır. Yıkıcı eleştiriye maruz kalıyorsanız, sizi sizin gözünüzle dinleyecek kimse, onunla konuşabilirsiniz…yok aksi biri ise bu senin görüşün, görüşünü paylaştığın için teşekkür ederim deyip, oradan uzaklaşmak, konuyu uzatmamak daha sağlıklı olacaktır.

Elbette bir de işin kendi kendimizi eleştirme kısmı mevzu bahistir. Çevremizde kulak verdiğimiz kim olursa olsun, bazen başarılı bir yönetici, işveren, anne babamız, arkadaşımız, vs.. bunların hepsinden kıymetli bir kişi daha vardır. O da kendimiziz. Bazen kendi kendimizi eleştirmek, eleştirdikçe de geliştirmek zorundayız. Eleştiriyle ilgili çok sevdiğim bir hikaye var, bunu sizlerle paylaşmak isterim:

Usta bir ressam, eğitimini tamamlayan öğrencisine “Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koy. Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak ve insanlardan “beğenmedikleri yerlere bir çarpı koymalarını” rica eden bir yazı iliştir” demiş.

Öğrenci, birkaç gün sonra gittiğinde, resmin çarpılar içinde olduğunu görüp, üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressam, resme devam etmesini tavsiye etmiş ve ilerleyen günlerde öğrenciden yeniden yaptığı resmi yine şehrin en kalabalık meydanına bırakılmasını istemiş.

Fakat bu kez yanına bir palet boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş. Yanına da, insanlardan “beğenmedikleri yerleri düzeltilmesini ” rica eden bir yazı bırakmasını önermiş. Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.
Usta ressam şöyle demiş: “İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde, onlardan müspet, yapıcı, olumlu olmalarını istedin. “Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi. Sevgili öğrencim, Mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinizin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın.”
Hocası son olarak,”Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur. Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma.” demiş.

-Emek kıymetlidir, değerini önce kendin bil !

Herkese dozunda kararında eleştiriyle muhatap olacağı, kendini seveceği, hak ettiği karşılığı alacağı keyifli günler dilerim.

Sevgiyle…

Fatma CAN
Danışman
Enerji Teknikleri Uzmanı

instagram adresim: @reikimelegi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here