“GELECEK NESİLLER VE TOPLUM İÇİN HEP BERABER MÜCADELE EDELİM”

0
41 views

ÇOCUKLARIN ÇOCUKLUKLARINI DOYASIYA YAŞAMALARI VE RAHATÇA OKULA
GİDEBİLMELERİ İÇİN BİR VE BİRLİK OLMANIN ÖNEMİ VURGULANDI.

Adana Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Koordinatörü Av. Miyesser Erselan
Önenli, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü nedeniyle
yazılı açıklamasında çocukların çocukluklarını doyasıya yaşamaları ve
rahatça okula gidebilmeleri için bir ve birlik olmanın önemine vurgu
yaptı.

Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) raporuna göre, tüm dünyada 73
milyonu “tehlikeli” işlerde olmak üzere halen 152 milyon çocuk işçi
bulunduğuna dikkat çekti.

Av. Miyesser Erselan Önenli, açıklamasında; “Türkiye’de ise çalışan
çocuk sayısı 2 milyon gibi tehlikeli bir sayıya yaklaşmaktadır. Çocuğun
kişisel, fiziksel ve zihinsel gelişimine engel olan çocuk işçiliği
Türkiye’de yüksek sayıda olması vahim bir noktada olduğumuzu gösterir.
Bu konuda kamu otoritesi, gerek mevzuatta gerek istihdam alanında çocuk
işçiliğine engel olacak çalışmalar yapmalıdır. “ ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin çocuk
işçiliğini engellemek taraf devlete sorumluluk yüklediğini belirterek,
“Özellikle işverenlere uygulanacak denetimlerinin arttırılması ve
yaptırımların caydırıcı olması gerekmektedir.

Çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine
zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya
da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte
çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler.

Özellikle bölgemizde tarım işçisi ailelerin çocuklarının çadırlarda
yaşam koşulları uygun değildir. Çocukların sosyal ve kültürel bir
alanının olmaması, uygun koşullarda konaklamamaları, kendi özel
alanlarının olmayışı şuan ki tarım sektöründe aktif olarak çalışan çocuk
olsun aileleriyle çadırda kalan çocuklar olsun gelecek toplum için büyük
tehlikeyi göstermektedir. Çocukların tek rol modelleri beraberlerindeki
ebeveynleri olacaktır. Çocukların sağlıklı ve fiziksel olarak güçlü
olması çadır ve tarım koşullarında mümkün olmayacaktır. Mülteci olarak
Türkiye’de hayatını sürdürmeye çalışan çocuklar en büyük dezavantajlı
kesimi işaret etmektedir. Bu çocukların hem Türkiye’ye olan uyumları hem
diğer tarım işçisi çocuklar gibi eğitim, sosyal, kültürel, psikolojik
gelişmeleri imkansızlaşmaktadır.

Kalabalık kalan tarım işçisi ailelerde yetişen çocukların özel
alanlarının olmayışı birey olduklarında bir çok toplum dışı davranışı
normalleştireceklerdir. Toplumca savaşılan bir çok problemin arkasında
bireylerin çocukluğundan kalan travmaların varlığı bilinmektedir.

Uygun koşullarda yaşamayan aileler ve özellikle çocuk işçilerde kronik
rahatsızlıklar meydana gelecektir. Uygun koşulların oluşturulmaması,
gelecek toplumun kronik hastalık durumunu ve yeni hastalıkların ortaya
çıkmasını arttıracaktır. Çocuklar için sağlık koşulları ve barınma
koşulları iyileştirilmelidir.
Akran zorbalığının, eğitim seviyesi yüksek bölgelerinde dahi artışı
görülmektedir. Uygunsuz çadır koşullarında yaşayan ve ataerkil
yetiştirilen bu çocukların birbirine yapacağı zorbalıklar ‘’suça
sürüklenen çocuk’’ oranını arttıracaktır. Kalabalık yaşanan çadır
koşullarında erken yaş evliliklerinin normalleşmesi de başka bir riski
göstermektedir.

Öngörülebilir ya da öngörülemez olarak bakıldığında bir çok problemin
kaynağı tarım işçiliğinde çalışan ailelerin ya da çocukların
koşullarının iyileştirilmesine yöneliktir. Çocukların gelişimlerinin
toplumu muhakkak etkileyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bugünün
çocuğuna gelişimi konusunda uygun koşullar oluşturulmadığı takdirde
gelecek toplumun problemi artacaktır.

Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımıza daha yaşanabilir bir dünya
bırakmak zorundayız. Çocukların kişisel, fiziksel ve zihinsel
gelişimleri için istihdam alanlarında değil de oyun oynama hakkı olan
parklarda olmaları gerekmektedir. Gelecek nesiller ve toplum için hep
beraber mücadele edelim”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here