MUM OLMAK!

0
32

MUM OLMAK!

Her şey sarpa sarınca, işler işin içinden çıkılmaz duruma girince, ruh halimiz tamamen çözümsüzlük hissiyle dolup taşınca başlarız düşünmeye.. Tam da böyle anlar da gelir, artık bir şey yapmam lazım hissi insana… Bu çaresizlik halindeyken becerebilirsek ve ikna olursak bir psikoloğa gideriz. Bazen de ‘yok ben toparlarım kendimi’ diyerek kendimizi yeniden yapılandırma yolları aramaya, kendimize iyi geleceğini düşündüğümüz kaynak kitaplar okumaya başlarız. Başlarız başlamasına, biraz da yol alırız ama gene de tam mutmain olamayız; yani içimize sinmez bir türlü.. yine eksiklik vardır bir yerlerde ve kendimize sorduğumuz soruları ardı arkası kesilmez. Başlarız yeniden.. ben kimim, bunları niye yaşıyorum, niye hayatımı toparlayamıyorum, niye hiçbir şey istediğim gibi değil, hangi yoldan gitmeliyim, kim bana yardım edebilir  diye sormaya. Bu noktada eğer hazırsak karşımıza bize yol arkadaşı olacak bir kişi çıkar ve yüreğimize iyi gelecek o rehberimizle yol almaya başlarız. Biz rehberimizi seçeriz ve onun talebesi oluruz. Talebe: Talip olan kişi demektir … Talep olursa yol açılır ve kendimizi yeniden yapılandırmak için emek vermeye, kendimize zaman ayırmaya başlarız. Çünkü genelde en çok kendimizi ihmal ederiz. Kendimiz yokmuş gibi, diğer insanlar için bir şeyler yapmaya çabalar, onlara hizmet ederiz. Elbette başkaları için bir şeyler yapmak da güzeldir, ancak kendimizi de ihmal etmemek gerek. Önce kalben kendimize sevgi vermeyi, kendimizi önemsemeyi öğrenirsek, diğer insanlara olan desteğimiz de daha anlam kazanacaktır. Yüreğimizin bizi götürdüğü “danışmanı” bulunca, bir danışan olarak danışmanımızın bizden daha deneyimli ve tecrübeli olduğunu kabul ederek gelişimize izin verirsek, çabalarsak, emek verirsek yol almak kolaylaşır. Sorunlarımız ve üzüntülerimiz elbette ağırdır, ama birinden destek alabilmek, yükü tecrübeli biriyle paylaşabilmek bizi biraz hafifletecektir.

Hepimizin de bildiği gibi, ülkemizde doksanlı yıllardan bu yana kişisel gelişime dair seminerler verilmeye, atölye çalışmaları yapılmaya, teknolojinin gelişmesi paralelinde bilgiye çok daha çeşitli ve kolay yoldan ulaşılmaya başlandı. Tabi ki teknolojiyi iyi değerlendirmek, artık neredeyse ışık hızında akıp giden zamanı verimli kullanmak, her türlü bilginin çok kısa sürede ulaşıldığı bir ortamda kendimiz için en yararlı olan doğru kaynağı bulmak da bize düşen başlıca görevlerden bir kaçı.

Şifa koşulsuz şartsız ve şüphesiz Yaradan’dandır ve şifayı da alan, onu talep eden kişidir. Beni şifalandırdı dediğimiz kişi de sadece kanaldır ve hizmet veren Danışmandır. Yüce kaynaktan kopmuş olduğumuz noktalarda tekrar bağlanmamız için bize yardımcı olmayı hedefler. Zaten bildiğimiz her şeyi zaman içinde bize anımsatmak üzere görevlendirilmiştir. Biz bu dünyaya geldiğimizde üç yaşımıza kadar tüm varlığın bilgisiyle donatılmış olarak geliriz ve üç yaşından sonra yavaş yavaş unuturuz; tüm dilleri, tüm bilgileri, herşeyi doğduğumuzda biliyoruzdur; anımsarız yalnızca, bu da bazen bir rehber vasıtasıyla olur. Çünkü hemen hemen herkesin sıkışık, daralmış hissettiği anlar olur, bu tekamülümüz gereğidir, bu anları aşmak için çözüm aradığımız zamanlarda da genelde an’da yaşamadığımız, geleceğe ya da geçmişe takılı olarak yaşadığımız farkındalığına varırız. Bu yüzden de ilerleyemediğimiz gerçeğini bazen kendi kendimize fark eder, bazen bir danışman, bir destekleyen vasıtasıyla kavrarız. Neticede bazen sıkışmak, darlanmak, bunalmak iyidir ve bizi bir üst seviyeye atlatır. Bir üst basamak için geçilmesi gereken tekamül yolundaki bir süreç aşılmış olur. Olan sadece budur.

Özetle, kendi dualarımızda yaşayabilmek için, evet, rehbere ihtiyacımız var. Önce karşımızdaki danışmanla kendi seçimimize göre yol aldıktan sonra, kendi gemimizin kaptanı olduğumuzu fark edinceye kadar destek almaya ihtiyacımız var.

Mutluluk bir reçete değildir; mutsuzsuzluk ne zaman baş gösterdi onu bulmalı, aşama aşama o açılan yaraları sarma yollarına korkmadan girilmeli.  Tavsiyelere uyulmalı ve kendi yolumuza kendi irademizle sahip çıkabilmeliyiz. Çünkü danışmanlar bizim yükümüzü bizim yerimize ancak belli bir süre tutabilirler. Bu yükün bize ait olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz ve gerçeği görmezden gelerek danışmanlara ve kendimize de haksızlık etmemeliyiz. Birlikte yapılan çalışmaları yetersiz bulup, çaresizliğinizin devam ettiğini düşünerek önce öfkelenebilir, yeni başka danışmanlar arayabilirsiniz; aslında bu tür durumlarda her zaman önce kişi kendine dönüp bakabilmelidir; çünkü sorunun kaynağı da çözümü de sadece kişinin kendisidir. Danışman bir yol gösteren, karanlık yolda mumu taşıyan aracıdır.  Önemli olan, içinizdeki iyileşme gücünü sizde uyandıran danışmanla çalışmanızdır. Peki bunu nasıl yapacağım diyorsanız da iç sesinizi dinleyin derim, sınırsız kaynak, teknoloji ve imkanlarımız varken, bulmak sadece arayanlara nasip olacaktır. O yüzden hiç değilse aramaya başlamak gerek. Yanlış ve doğrular bize yapıştırılmış bilgilerdir ve bizler de kendi seçimlerine inanarak onları satın alır ve kendi düşüncelerimiz geliştiririz.

Demek istediğim burası hassas bir husustur. İki uçu keskindir, dikkat edilmesi gerekir. İyi değerlendirme yapabilmek önemlidir ve gücümüzü bize rehberlik edecek olan kişiye küçük bir çocuk gibi teslim etmek değildir aslolan, çünkü artık küçük çocuk değiliz. Gücümüzü karşımızdaki kişiye verdiğimizde biz zayıf düşeriz ve başkasının bakış açısına göre yaşarız. Özetle kendimizi ararken, kendimizden doğmaya çalışırken, danışmanımıza bir müddet duygusal yüklerimizin, sorunlarımızın dolu olduğu bavulumuzu veririz ama soluklanınca, gönül gözümüz açılınca, silkelenip  bu bavulumuzu geriye almamız bizim şahsi sorumluluğumuzdur. Hatta bir ayetimiz bu konuda bana yardımcı olacaktır. İSRÂ13 diyor ki: Her insanın kaderini kendi boynuna (kişisel seçimine) bağlamışızdır. Karşımızdaki insanın da danışman bile olsa bir insan olduğunu unutmamakta yarar var. Onlar da doğdukları ülkede, ailede, sosyal çevrede, çabalarıyla,eğitim, arayışlarıyla, inandıkları şekilde kendilerine yatırım yaparak bu günlere gelmişlerdir. Ama bir kişinin yaptığını herkes yapabilir. En azından bu gücün bizde de olduğunu zaman zaman hatırlamak gerek.

Hayatımızda değişiklik, genişleme, ferahlık, konfor istiyorsak kendimize, kişisel gelişimimize yatırım yapmalıyız ve Hz Mevla’nın dediği gibi; mum olmak kolay değildir, ışık saçmak için önce yanmak gerek!Birinin yüreğini ışığıımızla aydınlatmak kendi ışığımızdan bir şey kaybettirmez.Başkalarının hayatlarına güneş saçanlar, kendi yaşamlarını danurlandırırlar. Andrew Carnegie.

Fatma Can

Danışman

fatmacaneft@gmail.com

 

— ————————————————————————————————————————————

Fatma CAN
Eğitimci Danışman
Enerji Teknikleri Uzmanı
fatmacan.wordpress.com

Hayatın tümü bana kolaylık, neşe ve ihtişamla gelir! 

Bundan daha iyisi ne olabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here